
Selülit nedir?
Selülit, cilt yüzeyindeki portakal kabuğuna benzeyen düzensiz iniş ve çıkışlarla kendini belli eden estetik bir cilt problemidir. İnsan vücudu; yağ, kas ve kemik dokusundan oluşmaktadır. İnsanlar yaşlandıkça vücuttaki yağ dokusu fizyolojik olarak artmaktadır. Selülitler de yaş ilerledikçe görülen olağan bir durumdur. Tıp literatüründe ‘ödemli fibrosklerotik pannikülopati’, ‘gynoid lipodistrofi’ ya da ‘adipoz ödemi’ gibi farklı isimler verilmektedir.
Selülit nasıl oluşur?
Bazı bölgelerdeki bağ dokusu bantları, yağ hücreleri arasında dikey olarak uzanır ve cildin üst katmanlarını vücudun daha derin dokularına bağlar. Bantlar, normal büyüklükteki yağ hücrelerinin yeterli miktarda boş alana sahip olduğu odalar veya mini cepler oluşturur. Yağ hücrelerinde genişleme olduğu zaman bantlar, yağ dokusunu bir file gibi sıkıştırarak girintili ve çıkıntılı selülit oluşumuna neden olur. Genişleyen yağ hücreleri küçük şişkinlikler oluştururken, sıkı ‘septa’ yağ dokusunu büzerek çukurluklara neden olur. Cildin epidermis ve dermis adı verilen üst katmanlarının altında aşırı miktarda yağ hücresi depolanır. Böylece pürüzlü bir görünüm ortaya çıkar.
Selülit vücudun hangi bölgelerde oluşur?
Selülit en çok uyluk, kalça ve karın bölgesindeki deri ve deri altı yağ dokusunda oluşmaktadır. Homojen yani düz olmayan engebeli görünüm derinin altında biriken ve genişleyen yağ hücreleri ile cilt yüzeyine dik uzanan ve ‘septa’ adı verilen lifli bantların bir araya gelmesiyle ortaya çıkar.
Selülit hangi durumlarda daha çok görülür?
Özellikle çocukluk çağında kilo sorunu olan erişkinler ile 30-40 kilo ve üzerinde kilo verenlerde vücudun çeşitli bölgelerinde sarkma ve çatlaklar daha çok görülür. Yapılan bilimsel çalışmalarda hızlı bir şekilde kilo alıp verenlerde selülit şikayetlerinin arttığı bilinmektedir. Selülit erkeklere oranla kadınlarda sık görülen bir problemdir. Bunun nedeni ise kadınlarda bacak bölgesindeki yağlanmanın daha fazla olması ve erkeklere oranla kadınlarda kas dokusunun daha az olmasıdır. Ayrıca selülitin başlamasında ve ilerlemesinde östrojen hormonu etkilidir.
Selülitin nedenleri nedir?
Selülitin nedenleri hormonal değişiklikler, genetik faktörler, kilo alımı veya kilo kaybı, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı, sigara, alkol, kafeinli içecekler, karbonhidratlı beslenme, yoğun tuz kullanımıdır. Bunların dışında dar kıyafetler ve çok fazla oturma da selülite neden olabilir. Ayrıca selülitin en önemli nedeni yapılan şok diyetlerdir. Yaklaşık 1000 kkal altında olan 600-800 kkal diyetler olarak tanımlanan bu diyetler vücudun her organında birtakım hasarlar oluşturabilmektedir. Hızlı kas dokusu kaybına neden olan ‘şok diyetler’ aynı zamanda kemik minerilizasyonunda azalmalara sebep olarak osteoporoz görülme olasılığını artırmaktadır. Ayrıca duruş ve oturuş bozuklukları ile düztabanlığın selülite neden olduğu düşünülmektedir.
Selülitin derecesi var mı?
- Birinci derece selülitlerde portakal kabuğuna benzetilen inişli çıkışlı görüntü, cildin sıkışmasıyla belirgin hale gelir. Ayaktayken ve yatar vaziyette selülit görüntüsü fark edilmez.
- İkinci derece selülitler ise uzun süre ayakta durulduğunda ve bacak bacak üstüne atıldığında ciltte belirginleşir. Sıkışan ciltte, portakal yüzeyi tümsekleri ortaya çıkar.
- Üçüncü derece selülitler, otururken ve sıkıştığında değil de yatay pozisyonda belirgindir. Bu selülitler ağrı yapabilir. Menopoz dönemindeki kadınlarda ağrılı bu durum görülebilir. Genelde bacakların uyluk bölümünde, karın, kol basen ve kalça bölgesinde ortaya çıkar.
Selülitin zararı var mı?
Selülitlerin estetik görüntüyü bozmasının yanı sıra başka zararları da bulunmaktadır. Selülitler bazı bölgelerdeki kan dolaşımını olumsuz etkilemektedir. Vücudun bazı bölgelerinde oluşan yağ hücreleri fazla yağı depolar ve östrojen hormonunun da etkisiyle bu hücreler genişler. Kan dolaşımının giderek azalması ve yağ hücrelerinin genişlemesi nedeniyle yağ dokusu yayılır. Bu yayılma sonucunda deri altı bağ dokusunu da etkileyerek vücudun normalden daha fazla su tutmasına ve dolayısıyla da kan dolaşımının zayıflamasına neden olur. Vücut kan dolaşımındaki zayıflamayla birlikte, dokulara eskisinden daha az oksijen ulaşır.
Selülitin başlamasında etkili hormon var mı?
Selülitin başlamasında ve ilerlemesinde en önemli hormon östrojendir. Kadınlık hormonu olan östrojenin fazla salgılanması, lenf dolaşımının yetersiz ve kişinin ailesindeki kadınlarda selülit öyküsü olması risk faktörleridir.
Selülit ağrı yapar mı?
Üçüncü derece selülitler, ağrı yapabilir. Özellikle menopoz dönemindeki kadınlarda ağrı oluşabilmektedir. Ağrı, selülitin bulunduğu bacaklar, karın, kol basen ve kalça bölgesinde ortaya çıkabilir.
Selülit başka hastalıkların belirtisi midir?
Selülitin; kadınlarda bacak, basen, kalça ve karın bölgesinde oluşması normaldir. Başka bir ciddi hastalığın belirtisi olmayan selülitler zamanla varislere, duruş bozukluklarına ve ciltte sarkmalara neden olabilir.
Selülit nasıl geçer? Selülitin tedavisi var mıdır?
Tedavi seçenekleri oldukça fazladır. Ancak vücutta biriken yağ dokusunun neden olduğu selülitten kurtulmak için yaşam tarzının değiştirilmesi gerekir. Spor ve diyet öncelikli seçenekler olmalıdır. Vücut sıkılaşması için kilo verme sürecinde ve sonrasında önerilen uygun spor, selülit tedavisinde önemlidir. Eğer spor ve diyet etkili olmuyorsa deforme olmuş yağ dokusuna odaklanan cihazlar ve işlemler ile cerrahi (liposakşın) seçenekleri düşünülebilir. Özellikle masaj mantığıyla çalışan cihazlar, uzun dönemde kan dolaşımını hızlandırıp birikmiş yağ dokusunu azaltmaktadır.
Medikal tedavide selülit giderici kremler, radyofrekans, ultrason, karboksiterapi, vakum terapi, elektroterapi, pressoterapi, yağ dokusu arasındaki fibröz bantları yıkan lazer tedavileri ve artan yağ dokusunu eriten, dolaşımı düzenleyen mezoterapi gibi tedaviler tek başlarına ya da kombine olarak kullanılabilmektedir. Özelikle son dönemde klasik masaj yöntemini çok daha profesyonelce yapan bu cihazlar, pozitif basınç ve vakum etkisinden faydalanarak hem kan dolaşımı hızlandırılmakta hem de dengesiz dağılım içindeki yağlanmanın düzeltilmesini amaçlamaktadır. Mezoterapi ve enjeksiyonlarla yapılan işlemler ise yağ hücrelerini parçalamaya yönelik tedavilerdir.